Organik Gıdalar Hakkında Her Şey

Sevgili anneler, bu yazımızda son dönemlerde oldukça popüler olan organik gıdalarla ilgili sizlere bilgi vermeyi amaçladık. Organik gıdalar, sentetik gübreler veya pestisitler (böcek ilaçları) kullanılmadan yetiştirilen gıdalardır. Organik yumurta, et ve süt üretimi için kullanılan hayvanlara antibiyotikler ve hormonlar verilmez ve de hayvanların serbestçe dolaşmalarına olanak sağlanır. Ancak bu yöntemlerin kullanılması, bu gıdaların sağlıklı, geleneksel yöntemlerle elde edilen gıdalarınsa ise sağlıksız olduğu anlamına gelmez.

Organik gıdaların ve geleneksel yöntemlerle yetiştirilen gıdaların karbonhidrat, vitamin ve mineral içerikleri arasında bir fark yoktur. Bununla birlikte organik yetiştirilen bitkilerin protein ve nitrojen içerikleri düşüktür. Organik etler, genellikle geleneksel yöntemlerle yetiştirilen hayvanların etlerine göre daha fazla çoklu doymamış yağ asidi ve omega 3 içerir. Ancak bu farklılıklar çocuğunuzun sağlığıyla ilgili önemli sonuçlar doğurmaz.

Organik gıdaları savunan kişiler, organik gıda kullanımının atopik dermatit riskini azalttığını söylemektedirler. Yaşamın ilk yılında organik gıdaların tüketiminin atopik hastalığın gelişiminde koruyucu etkisi olup olmadığı hakkında çok az bilgi vardır. Yapılan bazı çalışmalada organik gıda kullanımıyla atopik dermatit gelişimi arasında bir ilişki saptamazken, yapılan bir çalışma, organik sütün daha yüksek miktarda omega 3 içerdiğini ve atopik dermatit riskini azalttığını vurgulamaktadır.

Sınırlı sayıdaki veri, organik gıdalarla beslenen kişililerde, obezite, insülin direnci ve karaciğer yağlanması ile seyreden metabolik sendrom oranının daha düşük olduğunu göstermektedir.

Organik gıdaların maliyetleri, daha fazla iş gücü gerektirdiği, daha düşük ürün verimi olduğu ve de sertifikasyon masrafları nedeniyle daha fazladır.

Bakteriyellerle besinlerin kontamine olma riski bakımından organik gıdalarla geleneksel gıdalar arasında fark yoktur. Gıda kaynaklı hastalık salgınlarının önlenmesi için alınması gereken önlemler:

• Eti iyice pişirmek.

• Gıdaları uygun sıcaklıklarda saklamak.

• Etlerin ve kümes hayvanı etlerinin, diğer gıdalarla temasını önleyerek çapraz kontaminasyonu engellemek.

• Elleri, mutfağı ve mutfak gereçlerini temiz tutmak.

Organik ve geleneksel tarımla ilgili tartışmaların birçoğu pestisitlerle ilgilidir. Organik gıdaları savunan kişiler, pestisitlerin, insan sağlığını olumsuz yönde etkilediklerini düşünmektedirler. Yapılan anketler, organik gıda satın alan bireylerin, herhangi bir maruziyet düzeyinde pestisitlerin sağlık, gıda güvenliği ve çevre için tehlikeli olduğuna inandığını göstermektedir. Medya konuyla ilgili yanlış bilgilendirme yapabilmektedir. Pestisitler, doğru ve bilinçli bir biçimde kullanıldığında besinlerin raf ömrünü arttıran maddelerdir. İnsan sağlığı açısından önemli problemler yaratmazlar. Yine de pestisitlere yüksek dozda maruz kalmanın sinir sistemi, üreme sistemi ve gelişme üzerinde olumsuz etkilerinin olduğu ve de bu yan etkilere çocukların daha duyarlı olduğu bilinmektedir. Bu istenmeyen yan etkilerin görünmemesi için ulusal ve uluslararası birçok kurum, pestisitlerle ilgili sıkı denetimler yapmaktadır. Ayrıca organik gıdalarda, daha düşük düzeyde de olsa pestisit kalıntılarını içermektedir. Organik gıdaların bu kalıntılarının içermesi, yer altı suları ve rüzgar yoluyla diğer tarım alanlarından taşınma yoluyla olmaktadır. Pestisitler, gıdanın tarlada güneş ışığı ve yağmura maruz kalmasıyla önemli ölçüde kimyasal özelliklerini yitirmektedirler. Satın aldığımız sebze ve meyveleri iyice yıkamak, mümkünse fırçayla yıkamak, kabuklarını ve dış yapraklarını soymak pestisit maruziyetini önemli ölçüde azaltacak ve çocukları güvenle besleyebilmemize olanak sağlayacaktır.

Geleneksel yöntemle süt elde edilirken, verimi arttırmak için sığırlara, sığır büyüme hormonu verilir; organik süt üretimi esnasında ise bu uygulama yapılmaz. Bu hormon insan büyüme hormonundan farklıdır; sığır büyüme hormonunun insan üzerinde biyolojik bir etkisi ya da bilinen bir zararı yoktur. Kaldı ki pastörizasyon esnasında bu hormon %90 oranında yok olur.

Geleneksel hayvancılık yöntemleriyle et elde edilirken, hayvanların et verimini arttırmak için hayvana steroid hormonlar verilir. Bu etlerin çocuğa yedirilmesinin erken ergenliği tetiklediği yönünde veriler vardır ancak bu veriler sınırlıdır.

Geleneksel yöntemlerle yapılan hayvancılıkta, hayvanları hastalıktan korumak için düşük dozda antibiyotikler kullanılır, organik hayvancılıkta hayvanlara antibiyotik verilmez. Bu antibiyotik uygulamasının, antibiyotiğe dirençli bakteri enfeksiyonu riskini arttırdığına dair bir çalışma vardır.

Sonuç olarak organik gıdaların avantajlarını gösteren yayınlar ve bu yayınlardan elde ettiğimiz bilgiler oldukça sınırlıdır ve de organik gıdaların tamamen sağlıklı, organik olmayan gıdaların sağlıksız olduğunu söylemek kesinlikle yanlıştır. Diğer yandan organik ürün sattığını iddia eden birçok satıcının ürünlerinin ne ölçüde kontrol edildiği de muallaktır. Ve yine üretim tekniklerinin organik üretime ne ölçüde uyduğu her zaman bilinmemektedir. Ebeveynlerin tüm bunları göz önünde bulundurarak organik gıda tüketme tercihlerini vermeleri gerekmektedir.